"Bana hiç söylemedin." "Söyledim ama." Bir tartışmada kendini savunurken İngilizce vurguyu yardımcıya yükler: I did tell you.
1Sohbet
- A: You never told me about the meeting.A: Bana toplantıdan hiç bahsetmedin.
- B: I did tell you. I sent you an email on Monday.B: Söyledim ama. Pazartesi sana e-posta attım.
- A: Well, I didn't see it. And you don't care anyway.A: Eh, görmedim. Zaten umurunda değil.
- B: That's not true. I do care.B: Doğru değil. Umursuyorum.
- A: Then why didn't you call?A: O zaman neden aramadın?
- B: I did call. Twice. Your phone was off.B: Aradım ama. İki kere. Telefonun kapalıydı.
Kendini savunurken ardından bir kanıt eklemek çoğu zaman işe yarar: I did tell you. I sent you an email.
2İnkâra karşı
Kişi ve zaman yardımcıya geçer, fiil yalın kalır. Türkçe bu düzeltmeyi "ama", "valla" ve tonla yapar; İngilizce yardımcıyı geri çağırır.
3Sıra sana
Karşındakini vurgulu do, does ya da did ile düzelt, sonra altındaki cevaplara bak.
- You don't listen to me.
- He didn't help us at all.
- This doesn't matter.
- You never read my messages.
Cevaplar: I do listen to you. · He did help us. · It does matter. · I do read your messages.