"Mavisini alayım" derken Türkçe "gömlek" kelimesini tekrar etmez; işi ek görür. İngilizce ismin yerine one koyar: I'll take the blue one.
1Türkçenin eki, İngilizcenin one'ı
one önceden geçen tekil ismin, ones çoğul ismin yerini tutar. a bigger ya da the small tek başına yarım kalır; arkasına one gelir.
2Sorarken a, seçerken the
Sorarken henüz belli bir ürün yok, herhangi biri olur: a. Ürünleri gördükten sonra birini seçersin; artık hangisi olduğu belli: the.
3Hazır kalıplar
try on ile it araya girer: try it on. Fiyat sorarken tekil bir şey için is, çoğul için are.
4Bir alışveriş, baştan sona
- Clerk: Hi, can I help you?Satıcı: Merhaba, yardımcı olabilir miyim?
- You: I'm just looking, thanks.Sen: Sadece bakıyorum, teşekkürler.
- You: Do you have this shirt in a smaller size?Sen: Bu gömleğin daha küçük bedeni var mı?
- Clerk: Yes, here you go.Satıcı: Evet, buyurun.
- You: Can I try it on?Sen: Deneyebilir miyim?
- You: How much is it?Sen: Ne kadar?
- Clerk: It's thirty dollars. We also have it in blue.Satıcı: Otuz dolar. Mavisi de var.
5Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Daha büyüğü var mı?
- (Ayakkabılar için) Kırmızıları alayım.
- Bu ceket ne kadar?
- Sadece bakıyorum, teşekkürler.
Cevaplar: Do you have a bigger one? · I'll take the red ones. · How much is this jacket? · I'm just looking, thanks.