Kafede birkaç kalıp yeter. Bir şey isterken I'd like… ya da Can I have…?, sonunda please.
1İstemenin kalıpları
I'd like, I would like'ın kısaltmasıdır ve "istiyorum"un kibar hâlidir. I want dil bilgisi olarak doğrudur ama siparişte sert durur, sanki bir hak istiyormuşsun gibi.
2a mı, the mı?
Sipariş ettiğin şey henüz ortada yok, herhangi biri olur: a. Mekânda tek olan ve ikinizin de bildiği şey: the. Kahve sayılamaz, ama kafede bir fincan olarak sayılır: a coffee.
3Bir sipariş, baştan sona
- Waiter: Hi, what can I get you?Garson: Merhaba, ne alırsınız?
- You: I'd like a coffee, please.Sen: Bir kahve alayım, lütfen.
- Waiter: Anything else?Garson: Başka bir şey?
- You: A piece of chocolate cake, please.Sen: Bir dilim çikolatalı pasta, lütfen.
- Waiter: For here or to go?Garson: Burada mı, paket mi?
- You: For here, thanks. What's the Wi-Fi password?Sen: Burada, teşekkürler. Wi-Fi şifresi ne?
- You: Can I have the check, please?Sen: Hesabı alabilir miyim?
Başka bir şey istemiyorsan kısa cevap hazır: That's all, thanks. (Bu kadar, teşekkürler.)
4Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Bir çay alabilir miyim?
- Hesabı alabilir miyim?
- Bir bardak su, lütfen.
- (Garson "Başka bir şey?" diyor.) Bu kadar, teşekkürler.
Cevaplar: Can I have a tea, please? · Can I have the check, please? · A glass of water, please. · That's all, thanks.