must bir kanıta bakıp "kesin öyle" der. can't aynı kanıta bakıp "kesin öyle değil" der: That can't be true. (Bu doğru olamaz.)
1Kesin evet, kesin hayır
Yapı must'takiyle aynı: bir durum için can't be, süren bir iş için can't be ve -ing.
2Aynı kanıt, iki yön
| must: kesin evet | can't: kesin hayır |
|---|---|
| She must be at home. (Arabası burada.) | She can't be at home. (Arabası burada değil.) |
| He must be tired. (Bütün gün çalıştı.) | He can't be tired. (Az önce uyandı.) |
Kanıt evete gidiyorsa must, hayıra gidiyorsa can't. Aynı anlamda couldn't da kullanılır: That couldn't be true.
3Neden mustn't değil?
mustn't bir yasaktır ve "yapma" der: You mustn't smoke here. "Olamaz" demek için bu kalıp kullanılmaz; That mustn't be true yerine That can't be true.
4Tepki olarak can't
- You can't be serious.Ciddi olamazsın.
- That can't be right.Bu doğru olamaz; bir yanlışlık var.
- It can't be that easy.Bu kadar kolay olamaz.
Günlük konuşmada can't be şaşkınlık da anlatır; Türkçedeki "Olamaz" ünlemi gibi.
5Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Bu doğru olamaz.
- Aç olamazsın; az önce yemek yedin.
- Ali ofiste olamaz; onu parkta gördüm.
- Annem evde olmalı; arabası burada.
Cevaplar: That can't be true. · You can't be hungry; you just ate. · Ali can't be at the office; I saw him in the park. · My mother must be at home; her car is here.