Türkçe "var" kelimesini iki iş için kullanır: "Masada kitap var" ve "Arabam var". İngilizce bu ikisini ayırır: bir yerde bulunan şey için there is, birine ait olan şey için have.
1İki ayrı "var"
Her "var"da sor: bir yerde mi duruyor, yoksa birine mi ait? Bir yerde duruyorsa there is, birine aitse have.
2he, she, it ile has
- I have a car.Arabam var.
- She has two brothers.İki kardeşi var.
- We have a small garden.Küçük bir bahçemiz var.
- They have a dog.Köpekleri var.
- My car has four doors.Arabamın dört kapısı var.
Son cümleye bak: my car bir şeydir, yani it; bu yüzden has. Fiilin kişiye göre değiştiğini ilk kez burada görüyorsun; aynı kural ileride bütün fiillerde karşına çıkacak.
3have sandığından geniş
İngilizce "sana ait olan" her şeyi have ile söyler: aileni, programını, hatta baş ağrını. Türkçe bunların bazısını "var" ile, bazısını başka bir fiille söyler.
| Ne? | İngilizce | Türkçe |
|---|---|---|
| Aile | She has two brothers. | İki kardeşi var. |
| Program | He has a meeting at ten. | Saat onda toplantısı var. |
| Zaman | We have a lot of time. | Çok vaktimiz var. |
| Sağlık | I have a headache. | Başım ağrıyor. |
| Parça | The table has four legs. | Masanın dört ayağı var. |