"Bir ekmek aldım" Türkçede doğal bir cümle; I bought a bread İngilizcede yanlış. Sebebi, İngilizcenin her ismi iki gruptan birine koyması: sayılabilenler ve sayılamayanlar.
1İki grup
| Sayılabilen | Sayılamayan |
|---|---|
| a book, two books | water, milk, tea |
| a chair, three chairs | bread, rice, sugar |
| an apple, five apples | music, money, butter |
| a friend, many friends | information, advice |
Türkçede bu ayrım yoktur: "bir ekmek", "iki su", "bir tane çay" hepsi doğaldır. Bu yüzden "bir tane diyebiliyor muyum?" diye sormak seni yanıltır.
2Hangi grupta olduğunu nasıl anlarsın?
Daha güvenilir bir soru var: yarısı hâlâ aynı şey mi?
| Yarısı ne olur? | Sonuç |
|---|---|
| Suyun yarısı yine su. | Sayılamaz: water |
| Ekmeğin bir dilimi yine ekmek. | Sayılamaz: bread |
| Kitabın yarısı kitap değil. | Sayılır: a book |
| Sandalyenin yarısı sandalye değil. | Sayılır: a chair |
Bu soru her kelimede kusursuz çalışmaz, ama Türkçe sezgiden çok daha az yanıltır. Emin değilsen sözlüğe bak: sayılabilen isimlerin yanında [C], sayılamayanların yanında [U] yazar.
3Sayılamayan isim hep tekildir
- Water is important.Su önemli.
- Rice is cheap here.Burada pirinç ucuz.
- There is some bread on the table.Masada biraz ekmek var.
- There are two chairs in the room.Odada iki sandalye var.
Sayılamayan isimde a yok, -s yok, fiil hep is. Son iki satıra bak: Türkçede ikisi de "var" ile biter; İngilizcede ismin grubu is ile are arasında seçim yapar.
4Kafede bir istisna
Kahve bir maddedir, ama burada kastedilen "bir fincan kahve"dir; İngilizce fincanı söylemeden kısaltır. Bu yalnız bardakla ya da fincanla servis edilen içeceklerde olur. Fırında a bread denmez: some bread ya da a loaf of bread (bir somun ekmek) denir.