can yalnız yetenek değildir. "Açabilir miyim?" ve "Yardım eder misin?" soruları da İngilizcede can ile kurulur: Can I open the window? Can you help me?
1İzin ve rica
Türkçe izin için "-ebilir miyim?", rica için "-er misin?" der; İngilizce ikisinde de can'i öne alır. Ricayı "Do you help me?" diye çevirme; o soru bir alışkanlığı sorar (genelde yardım eder misin?).
2Cevap vermek
| Evet | Hayır |
|---|---|
| Sure. (Tabii.) | Sorry, I can't. (Kusura bakma, yapamam.) |
| Of course. (Elbette.) | Sorry, not now. (Şimdi olmaz.) |
| Go ahead. (Buyur.) |
Go ahead yalnız izne cevaptır: Can I sit here? — Go ahead.
3Kafede
- Waiter: Can I help you?Garson: Yardımcı olabilir miyim?
- A: Yes. Can I have a coffee, please?A: Evet. Bir kahve alabilir miyim lütfen?
- Waiter: Sure. Anything else?Garson: Tabii. Başka bir şey?
- A: Could you bring some water too?A: Biraz su da getirebilir misiniz?
- Waiter: Of course.Garson: Elbette.
- A: And can I sit by the window?A: Bir de pencerenin yanına oturabilir miyim?
- Waiter: Go ahead.Garson: Buyurun.
Müşteri su için could'a geçiyor; isteği biraz daha kibar yapmak için. please'i sona eklemek de isteği yumuşatır.
4Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Buraya oturabilir miyim?
- Bana yardım eder misin?
- Bir çay alabilir miyim lütfen?
- Tekrar söyler misiniz? (kibar)
Cevaplar: Can I sit here? · Can you help me? · Can I have a tea, please? · Could you say that again?