"Beş yaşında yüzebiliyordum." can'in geçmişi could'dur: I could swim at five.
1can'in geçmişi: could
Geçmişi could taşıdığı için fiil yalın kalır; could swam olmaz. Soru ve olumsuz da could ile kurulur: Could you swim? I couldn't swim.
2Genel yetenek mi, tek seferlik başarı mı?
| Genel yetenek: could | Tek seferlik başarı: was able to |
|---|---|
| I could swim at five. | I was able to catch the last train. |
| She could read before school. | She was able to find a taxi. |
| He could run fast when he was young. | We were able to fix the car. |
Sol sütun bir dönemi anlatır (beş yaşındayken, gençken); sağ sütun tek bir olayı (o akşam, o gün). Türkçe ikisine de "-ebil" der: "yüzebiliyordum" genel yetenek, "yakalayabildim" tek seferlik başarı. managed to da aynı işi görür: I managed to finish it. (Bitirmeyi başardım.)
3Tuzağın kalktığı iki yer
Olumsuzda couldn't her zaman doğrudur, tek bir olay için de. see ve hear gibi algı fiilleriyle de could tek bir anda kullanılabilir. Kural yalnız olumlu cümledeki tek seferlik başarı içindir.
4Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Altı yaşında bisiklet sürebiliyordum.
- Dün gece uyuyamadım.
- (O sabah) Anahtarlarımı bulabildim.
- Büyükannem dört dil konuşabiliyordu.
Cevaplar: I could ride a bike at six. · I couldn't sleep last night. · I was able to find my keys. · My grandmother could speak four languages.