"Buyrun, girin lütfen." Bir misafiri içeri davet ederken sıcak ve ısrarcı bir yol: Do come in. Emrin önüne gelen do emri kabalaştırmaz; tersine, sıcak ve kibar bir ısrar katar.
1Do + emir: kibar ısrar
- Do come in.Buyrun, girin lütfen.
- Do sit down.Lütfen oturun.
- Do help yourself to some cake.Buyrun, pastadan alın.
- Do be careful on the roads.Yollarda lütfen dikkatli olun.
2Don't you + emir: güçlü uyarı
Don't'tan sonra you gelince emir bir uyarıya, hatta bir tehdide dönüşür.
- Don't you ever do that again.Sakın bir daha bunu yapma.
- Don't you touch my phone.Sakın telefonuma dokunma.
3You + emir: kime söylendiğini belirtmek
Emrin önüne you koymak kimin ne yapacağını ayırır ya da sözü sertleştirir: You sit here, and I'll sit by the window. (Sen burada otur, ben pencerenin yanına oturayım.)
4Let them: bırak onlar…
Let them + yalın fiil, sorumluluğu başkalarına bırakır: If they want a bigger house, let them pay for it. (Daha büyük bir ev istiyorlarsa bırak parasını kendileri ödesin.)