down "aşağı" demektir. Phrasal verb'lerde bu fikir birkaç yöne açılır: bir şeyin azalması, bir şeyin kâğıda geçirilmesi, bir şeyin reddedilmesi ya da bozulması.
1down: azalma, sakinleşme
- Slow down. You're driving too fast.Yavaşla. Çok hızlı gidiyorsun.
- Calm down. Everything is fine.Sakin ol. Her şey yolunda.
- Could you turn down the music?Müziğin sesini kısar mısın?
- I'm trying to cut down on sugar.Şekeri azaltmaya çalışıyorum.
2down: kâğıda geçirmek
write down, note down, take down söyleneni yazıya geçirmektir: Write down my number. She took down the details.
3down: reddetmek, bozulmak, hayal kırıklığı
- She turned down the job offer.İş teklifini geri çevirdi.
- Our car broke down on the highway.Arabamız otoyolda arızalandı.
- Please don't let me down.Lütfen beni hayal kırıklığına uğratma.
Aynı fiil farklı parçacıkla bambaşka bir şey olur: turn up sesi açar, turn down sesi kısar ya da bir teklifi reddeder.
4Nesne kısa bir kelimeyse arada
it, him, her gibi bir nesne fiil ile down'ın arasına girer: Write it down. She turned him down.