out "dışarı" demektir, ama phrasal verb'lerde birkaç anlam daha taşır. En sık olanları: bir şeyin tükenmesi ve bir şeyi bulup ortaya çıkarmak.
1out: dışarı
- Let's go out tonight.Bu akşam dışarı çıkalım.
- Can you take out the trash?Çöpü çıkarır mısın?
2out: tükenme, bitme
- We've run out of milk.Sütümüz bitti.
- The tickets sold out in an hour.Biletler bir saatte tükendi.
- My shoes are worn out.Ayakkabılarım eskidi.
run out'tan sonra biten şeyi söylemek için of gelir: run out of milk, run out of time.
3out: bulma, çözme
Bir bilgiyi ya da çözümü ortaya çıkarmak: find out, figure out, work out.
- I found out the truth yesterday.Gerçeği dün öğrendim.
- I can't figure out how this works.Bunun nasıl çalıştığını çözemiyorum.
4out: herkesin duyacağı şekilde
read out, call out, point out bir şeyi herkese duyurmak demektir: The teacher read out the results. (Öğretmen sonuçları yüksek sesle okudu.)