"Çocuklar bile anladı." Türkçe "bile"yi vurguladığı kelimenin arkasına koyar. İngilizce even'ı önüne koyar: Even the children understood.
1bile arkada, even önde
İNGİLİZCE
eventhe children
Çocuklar bile anladı.
→Even the children understood.
Onu ben bile yapabilirim.
→Even I can do that.
Yazın bile soğuk.
→It's cold even in summer.
Japonca bile konuşabiliyor.
→She can even speak Japanese.
Olumsuz cümlede even not'tan hemen sonra, fiilin önünde durur: didn't even call. Türkçenin "aramadı bile" sırası İngilizceye taşınmaz.
2Yer, anlamı değiştirir
Ali bile geldi. (herkes geldi, Ali de)
→Even Ali came.
Ali geldi bile. (gelmesi şaşırtıcı)
→Ali even came.
Türkçede de "bile"nin yeri anlamı değiştirir; İngilizcede even aynı işi önden yapar. Şaşırtıcı olan ne ise even onun önüne gelir.
3Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Babam bile güldü.
- Ali teşekkür bile etmedi.
- Kışın bile sıcak.
- Ali yemek bile yapabiliyor.
Cevaplar: Even my father laughed. · Ali didn't even say thank you. · It's warm even in winter. · Ali can even cook.
Sık yapılan hatalar
✗He didn't call even.
✓He didn't even call.
even fiilin önüne gelir.
✗It's cold in summer even.
✓It's cold even in summer.
even işaret ettiği zamanın önüne gelir.
✗My father even laughed. (babam bile anlamında)
✓Even my father laughed.
Şaşırtıcı olan babansa even onun önüne.