İyi bir hikâye önce sahneyi kurar, sonra olayı anlatır. İngilizcede sahne was / were ve -ing ile, olay past simple ile söylenir: It was raining. Suddenly, a car stopped.
1Bir akşam
- It was a cold evening.Soğuk bir akşamdı.
- It was raining.Yağmur yağıyordu.
- People were running to the bus stop.İnsanlar otobüs durağına koşuyordu.
- A dog was barking somewhere.Bir yerlerde bir köpek havlıyordu.
- I was waiting for the bus.Otobüsü bekliyordum.
- Suddenly, a car stopped in front of me.Birden önümde bir araba durdu.
- A man got
İlk beş satır sahneyi kuruyor; suddenly'den sonra hikâye harekete geçiyor. Bir film sahnesi gibi düşün: kamera önce ortamı gösterir, sonra bir şey olur.
2Sahne mi, olay mı?
| Sahne: was / were ve -ing | Olay: past simple |
|---|---|
| It was raining. | A car stopped. |
| People were running. | A man got out. |
| I was waiting for the bus. | My phone rang. |
Sol sütundakiler hikâye başladığında zaten oluyordu; sağ sütundakiler hikâyenin içinde, bir anda oldu. Türkçe de aynı ayrımı yapar: sahne -yordu, olay -dı.
3suddenly: bir şey olacak
suddenly bir olayı haber verir; arkasından neredeyse her zaman past simple gelir. Sahneyi kurduktan sonra suddenly dediğinde dinleyici bir şey olacağını anlar.
4Sıra sana
Kendi sahneni kur. Önce kendin yaz, sonra altındaki cevaplara bak.
- Güneş parlıyordu.
- Çocuklar parkta oynuyordu.
- Birden telefonum çaldı.
- Kapıyı açtım.
Cevaplar: The sun was shining. · The children were playing in the park. · Suddenly, my phone rang. · I opened the door.