Bir randevu ayarlarken aynı konuşmada üç ayrı gelecek duyarsın. Takvimdeki plan -ing ile, sabit saat present simple ile, o anda verilen söz will ile.
1Telefonda randevu
- A: Hi, Selin. Can we meet on Monday?A: Selam Selin. Pazartesi buluşabilir miyiz?
- B: In the afternoon? I'm seeing the doctor at four.B: Öğleden sonra mı? Saat dörtte doktora gidiyorum.
- A: What about the morning?A: Ya sabah?
- B: Sorry, I have a meeting. It starts at ten and finishes at one.B: Kusura bakma, toplantım var. Onda başlıyor, birde bitiyor.
- A: OK. How about six?A: Tamam. Altıya ne dersin?
- B: Yes, I'm free after five. Let's say six.B: Evet, beşten sonra boşum. Altı diyelim.
- A: Great. I'll send you the address.A: Harika. Sana adresi gönderirim.
Doktor randevusu ayarlı bir plan (I'm seeing); toplantının saati sabit (starts, finishes); son söz o anda verildi (I'll send). Türkçe üçüne de "-yor" ya da "-ecek" der; İngilizce işin nasıl bir iş olduğuna bakar.
2Üç yapı, üç iş
| Yapı | İşi | Örnek |
|---|---|---|
| -ing | Takvimde ayarlı plan | I'm seeing the doctor at four. |
| will | Konuşurken verilen söz, karar | I'll call you back. |
| Present simple | Sabit saat, program | The meeting starts at two. |
I'm seeing the doctor'daki see "görmek" değil, "görüşmek, muayene olmak" demektir; bu anlamda bir iş anlattığı için -ing alabilir.
3Randevu kalıpları
Can we meet…? kalıbını olduğu gibi al; can'i ileride ayrıca göreceksin.
4Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Saat üçte doktora gidiyorum. (ayarlı)
- Seni geri ararım.
- Toplantı ikide başlıyor.
- Cuma boş musun?
Cevaplar: I'm seeing the doctor at three. · I'll call you back. · The meeting starts at two. · Are you free on Friday?