"Vardı" için yeni bir kalıp öğrenmen gerekmiyor. there is kalıbında yalnız is geçmişe döner: there was, there were.
1Dört kutu
| Şimdi | Geçmiş | |
|---|---|---|
| Tekil | There is a party. | There was a party. |
| Çoğul | There are people. | There were people. |
Soruda was, were öne geçer; olumsuzda not alır: There wasn't any food. Kısa cevap: Yes, there was. No, there wasn't.
2Hikâye başlarken
- There was a small café near the station.İstasyonun yakınında küçük bir kafe vardı.
- There were only three tables.Yalnız üç masa vardı.
- It was very quiet.Çok sessizdi.
Geçmişte bir sahneyi kurarken bu kalıp çok işe yarar; hikâyeler ve anılar çoğu zaman böyle başlar. Üçüncü satıra bak: kafe artık tanıtıldı, onu anlatırken there değil it gelir. "There is mi, it is mi?" ayrımı geçmişte de aynen çalışır.
3there was mı, had mi?
Bir şeyin bir yerde bulunduğunu there was, birine ait olduğunu had söyler. Türkçe ikisine de "vardı" der. have'in geçmişi her kişide had'dir.
4Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Dün gece bir konser vardı.
- Çok misafir var mıydı?
- Hiç ekmek yoktu.
- (Bir kadın için) Bir köpeği vardı.
Cevaplar: There was a concert last night. · Were there many guests? · There wasn't any bread. ya da There was no bread. · She had a dog.