Saat gece yarısı, misafirler hâlâ oturuyor. Biri kalkıp It's time we left diyor. left geçmiş gibi görünüyor, ama cümle şimdiden söz ediyor: artık gitmeliyiz, hatta biraz geç bile kaldık.
1İki kalıp
| Nötr: It's time to + yalın | Vurgulu: It's time + özne + past |
|---|---|
| It's time to go. | It's time we went. |
| It's time to find a job. | It's high time you found a job. |
| It's time for the kids to go to bed. | It's time the kids went to bed. |
Buradaki past, if + past ve as if'teki gibi uzaklıktır: iş henüz yapılmıyor, yapılması gerekiyor.
2high time ve about time
high time ve about time tonu güçlendirir ve çoğu zaman bir eleştiri taşır; tek başına It's about time "nihayet" demektir.
3Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Yatma vakti. (nötr)
- Artık bir karar vermemizin vakti geldi.
- Odanı temizlemenin vakti çoktan geldi.
- Artık gerçeği söylemesinin vakti geldi. (bir erkek)
Cevaplar: It's time to go to bed. · It's time we made a decision. · It's high time you cleaned your room. · It's time he told the truth.