Bu zamanın Türkçede tek bir karşılığı yok; bu yüzden onu çevirerek değil, ne işe yaradığını görerek öğreneceksin. Yapısı basit: have ve fiilin 3. hâli. I have lost my keys.
1Geçmişte oldu, önemli olan şimdi
Zamanlar tablosundaki perfect satırını hatırla: olayı bugüne bağlar. Türkçe aynı anlamı bazen "-di" (kaybettim), bazen "-miş" (kaybetmişim) ile söyler; "-miş" ile present perfect'in aynı şey olmadığını bu kısmın sonunda göreceksin.
2Yapı
| Özne | Biçim |
|---|---|
| I / you / we / they | have lost · I've lost |
| he / she / it | has lost · she's lost |
Olumsuzu haven't ve hasn't, sorusu have'i öne alır: She hasn't arrived. Have you finished?
33. hâl
Düzenli fiillerde 3. hâl -ed'li biçimle aynıdır: work, worked, worked. Düzensiz fiillerde bazen ayrı bir biçimdir: go, went, gone; see, saw, seen. İki grubu sonraki iki derste ayrıntılı göreceksin.
4past simple ile yan yana
| Past simple | Present perfect |
|---|---|
| I lost my keys yesterday. (dün oldu, bitti) | I've lost my keys. (şu an yok) |
| She went to work at eight. (sekizde çıktı) | She's gone to work. (şu an işte) |
Geçmişte bitmiş bir zaman söylüyorsan (yesterday, at eight) past simple; şimdiki sonucu anlatıyorsan present perfect. Amerikan konuşmasında ikinci anlamda da çoğu zaman past simple duyarsın: I lost my keys. Present perfect ise iki İngilizcede de doğrudur.
5Sıra sana
Parantezdeki kelimelerle present perfect cümle kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- (I / lose / my phone)
- (she / finish / her work)
- (they / arrive)
- (we / not / start)
Cevaplar: I've lost my phone. · She has finished her work. · They have arrived. · We haven't started.