Gökyüzü kararmış, bulutlar alçalmış: "Yağmur yağacak." Bu tahmin bir görüş değil, gözünün önündeki bir kanıta dayanıyor; İngilizce bunu en doğal hâliyle going to ile söyler.
1Kanıt mı, görüş mü?
Türkçe dördüne de -ecek der; İngilizce tahminin neye dayandığını yapıyla gösterir. Durumda bir kanıt varsa (look, skor, trafik) going to en doğal seçimdir. İkisinin arası keskin değildir; I think it's going to rain da çok duyulur.
2"Olmak üzere"
Olay henüz olmadı ama olmak üzere; going to bu hissi taşır. Kanıtı çoğu zaman bir işaret gösterir (Look, Careful, Listen) ya da cümlenin öbür yarısı söyler.
3Sıra sana
Her durumda kanıt var mı? Kanıt varsa going to, yoksa will ile kur; sonra altındaki cevaplara bak.
- Bak, bardak düşecek.
- Bence film güzel olacak.
- Otobüsü kaçıracağız; saat sekizi geçti.
- (Bir kadın için) Belki yarın arar.
Cevaplar: Look, the glass is going to fall. (kanıt) · I think the film will be good. (görüş) · We're going to miss the bus; it's past eight. (kanıt) · Maybe she'll call tomorrow. (görüş)