Bir müzeye, bir spor salonuna ya da yeni bir işyerine gittiğinde ilk duyduğun şey kurallardır. Hepsi dört durumdan birini söyler: yapman gereken, yapamayacağın, yapabileceğin ve yapmana gerek olmayan.
1Dört durum, dört kalıp
Tuzak hep aynı yerde: yasak ile gerek yok'u karıştırmak. mustn't "yapma" der, don't have to "istersen yap, gerek yok" der.
2Tabelada
- Visitors must sign in.Ziyaretçilerin kayıt yaptırması zorunludur.
- No photos.Fotoğraf çekmek yasaktır.
- No smoking.Sigara içilmez.
- Staff only.Yalnız personel.
Tabelalar kısadır ve resmîdir. No ile başlayan tabela bir yasağı en kısa hâliyle söyler: No ve bir isim ya da -ing'li bir fiil.
3Müzede
- Guide: Welcome to the museum. Here are the rules.Rehber: Müzeye hoş geldiniz. İşte kurallar.
- You have to leave your bags at the entrance.Çantalarınızı girişte bırakmanız gerekiyor.
- You mustn't touch the paintings.Tablolara dokunmamalısınız.
- You can take photos, but you can't use a flash.Fotoğraf çekebilirsiniz ama flaş kullanamazsınız.
- You don't have to pay for the audio guide. It's free.Sesli rehber için ödeme yapmanıza gerek yok. Ücretsiz.
- Visitor: Do I have to book the tour?Ziyaretçi: Tur için rezervasyon yapmam gerekiyor mu?
- Guide: No, you don't. Just come at two.Rehber: Hayır. Saat ikide gelmeniz yeter.
Rehber dört kalıbın dördünü de kullanıyor. Ziyaretçinin sorusu do ile kurulu, çünkü have to fiil gibi davranır; cevap da do ile: No, you don't.
4Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Burada kask takmak zorundasın.
- Burada koşamazsın. (yasak)
- Kahveyi ücretsiz içebilirsin.
- Bilet almana gerek yok.
Cevaplar: You have to wear a helmet here. · You can't run here. · You can have coffee for free. · You don't have to buy a ticket.