Anlamadığında, yolunu kaybettiğinde, elin dolu olduğunda aynı kalıba dönersin: Can you…? Bu ders, yabancı bir şehirde ya da bir toplantıda en çok işine yarayacak rica cümlelerini bir araya topluyor.
1Rica kalıbı
Türkçe "-ebilir misiniz?" ekini fiilin sonuna koyar; İngilizce can'i öne alır ve fiile dokunmaz. Daha kibar olmak istersen Could you…?; başa Sorry ya da Excuse me, sona please eklemek isteği yumuşatır.
2Anlamadığında
Son satır bir rica değil, bir soru; ama anlamadığında en çok kullanacağın cümlelerden biri. mean sıradan bir fiil olduğu için soru does ile kurulur.
3Yolda
- A: Excuse me, can you help me?A: Affedersiniz, bana yardım edebilir misiniz?
- B: Sure.B: Tabii.
- A: I'm looking for the train station. Can you show me on the map?A: Tren istasyonunu arıyorum. Haritada gösterebilir misiniz?
- B: Of course. It's right here.B: Tabii. Tam burada.
- A: Sorry, could you speak more slowly?A: Pardon, daha yavaş konuşabilir misiniz?
- B: No problem. Go straight, then turn left.B: Tabii. Düz gidin, sonra sola dönün.
- A: Thank you so much.A: Çok teşekkür ederim.
B'nin cevapları hep kısa: Sure. Of course. No problem. Bir ricaya Yes, I can diye cevap vermek yanlış değil, ama günlük konuşmada daha az duyulur.
4Elin doluyken
| Evet | Hayır |
|---|---|
| Sure. Of course. | Sorry, I can't right now. |
| Here you go. (Buyur.) | Sorry, I'm busy. |
Here you go bir şeyi uzatırken söylenir: Could you pass me the salt? — Here you go.
5Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Pardon, tekrar söyler misin?
- Daha yavaş konuşabilir misiniz? (kibar)
- "Delay" ne demek?
- Bunu bir saniye tutar mısın?
Cevaplar: Sorry, can you say that again? · Could you speak more slowly? · What does "delay" mean? · Can you hold this for a second?