Bir arkadaşın şaşırtıcı bir haber veriyor. İngilizcede ilk tepki çoğu zaman iki yardımcıdan biriyle gelir: inanamıyorsan can't be, bir sonuca varıyorsan must be.
1Tepkinin iki adımı
- Haberi soru olarak tekrar et: They got divorced? She got the job?
- Tepkini yardımcıyla ver: That can't be true. She must be so happy.
İlk adım "öyle mi, gerçekten mi?" demenin en kolay yoludur: cümleyi değiştirmeden soru tonuyla tekrar edersin.
2İnanamıyorsan
You must be joking must ile kurulduğu hâlde bir inanmazlık tepkisidir: "Şaka yapıyor olmalısın, çünkü buna inanamam." No way daha samimidir; arkadaşlar arasında kullanılır.
3Sonuç çıkarıyorsan
Haberden karşındakinin duygusuna bir sonuç çıkarıyorsun: must be. Türkçede "Kim bilir ne kadar mutludur" dediğin yer.
4Bir haber
- A: Did you hear about Can and Elif? They got divorced.A: Can'la Elif'i duydun mu? Boşanmışlar.
- B: They got divorced? That can't be true. They were so happy.B: Boşanmışlar mı? Olamaz. Çok mutluydular.
- A: It's true. And Can is moving to Canada.A: Doğru. Bir de Can Kanada'ya taşınıyor.
- B: You must be joking.B: Şaka yapıyorsun herhalde.
- A: No, really. He got a job there.A: Hayır, gerçekten. Orada bir iş bulmuş.
- B: Wow. He must be so excited.B: Vay. Çok heyecanlı olmalı.
A'nın Türkçesindeki -miş'e bak: "boşanmışlar", "iş bulmuş". Duyulan bir haberi aktaran -miş İngilizcede bir yardımcıyla söylenmez; A haberi düz geçmişle veriyor: They got divorced.
5Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Olamaz. (bu doğru olamaz)
- Şaka yapıyorsun herhalde.
- İşi aldı mı? Çok mutlu olmalı.
- Ciddi olamazsın.
Cevaplar: That can't be true. · You must be joking. · She got the job? She must be so happy. · You can't be serious.