Toplantı başladı; John yok. Herkes bir tahmin yürütüyor ve her yeni bilgiyle tahminin gücü değişiyor.
1John nerede?
- A: Where's John? The meeting started ten minutes ago.A: John nerede? Toplantı on dakika önce başladı.
- B: He might be stuck in traffic.B: Trafiğe takılmış olabilir.
- C: He must be on his way. He called me from the car.C: Yolda olmalı. Beni arabadan aradı.
- A: Do you think he's still at home?A: Sence hâlâ evde mi?
- B: He can't be at home. His wife said he left at eight.B: Evde olamaz. Eşi sekizde çıktığını söyledi.
- C: Do you think he'll come soon?C: Sence birazdan gelir mi?
- B: He might. Let's start without him.B: Gelebilir. Onsuz başlayalım.
B'nin ilk tahmini kanıtsız: might. C'nin elinde bir telefon var: must. Eşinin sözü evde olma ihtimalini eliyor: can't.
2Kanıt gelince yardımcı değişir
Türkçe aynı ölçeği "olabilir, olmalı, olamaz" ile kurar; İngilizce yardımcıyı değiştirir. might yerine daha resmî bir may de gelebilir: They may be lost.
3Sence? Do you think…?
Do you think'ten sonra cümle düz sırayla gelir: he'll come. Kısa cevapta fiil tekrarlanmaz; yardımcı tek başına kalır.
4Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Ayşe uyuyor olabilir. (bilmiyorsun)
- Ayşe yolda olmalı. (az önce aradı)
- Ayşe evde olamaz. (arabası burada değil)
- Sence Ayşe gelir mi? — Gelebilir.
Cevaplar: Ayşe might be sleeping. · Ayşe must be on her way. · Ayşe can't be at home. · Do you think Ayşe will come? — She might.