Bu blokta İngilizcenin kibarlığı nasıl kurduğunu gördün: kalıbın uzunluğuyla, geçmişe iterek, yumuşatarak, bazen de hiç söylemeden. Zor olan, aynı gün içinde beş ayrı kişiye beş ayrı basamaktan konuşmak; bu sayfada hepsi bir iş gününde.
1Seçerken üç soru
- Kime, nerede, ne kadar büyük? Yakın kişi ve küçük istek kısa kalıp (Can you…?); uzak kişi ve büyük istek uzun kalıp (I was wondering if you could…).
- Konuşma mı, yazı mı? kind of, and stuff, well, anyway konuşmanındır; e-postada yerlerini kalıplar alır: I'm writing to…, Kind regards.
- Söylenen mi, kastedilen mi? Bir durum cümlesi istek taşıyabilir (It's cold in here); yumuşak bir cümle ret olabilir (I'll think about it).
2Bir iş günü
- Excuse me, do you have the time? (asansörde bir yabancıya)Affedersiniz, saat kaç?
- A: It's kind of cold in here, isn't it? B: Oh, do you want me to close the window?A: Burası biraz soğuk, değil mi? B: Pencereyi kapatayım mı?
- I was wondering if I could leave early on Friday. My sister is getting married. (müdüre)Acaba cuma erken çıkabilir miyim? Kız kardeşim evleniyor.
- Can you pass the water? (öğle yemeğinde arkadaşa)Suyu uzatır mısın?
- Well, the meeting was long. I mean, really long. Anyway, how was your morning?Şey, toplantı uzundu. Yani gerçekten uzundu. Neyse, senin sabahın nasıldı?
Aynı gün, beş kişi, beş basamak: yabancıya Excuse me, arkadaşa kısa kalıp, müdüre I was wondering if, sohbette Well, I mean, Anyway; e-postada yumuşatıcı yok, kalıplar var.
3Onar: her satırda iki hata
✗Would you mind to open the window, sort of?
✓Would you mind opening the window?
mind'dan sonra -ing; ricaya sort of girmez.
✗Dear Mr. John, I want the price list.
✓Dear Mr. Evans, I'm writing to ask for the price list.
Unvan soyadla; amaç kalıpla.
✗I was wondering if can you to help me.
✓I was wondering if you could help me.
Düz sıra; could'dan sonra yalın fiil.
4Hepsi tabloda
| Konu | Kısa hatırlatma |
|---|---|
| Kibarlık merdiveni | Can you → Could you → Would you mind -ing → I was wondering if you could |
| İstek | I'd like a coffee, I'd like to book…; I want değil |
| Yumuşatıcılar | kind of, a bit, and stuff, or something: yalnız konuşmada |
| Dolaylı söyleyiş | durum + bağlam = istek; I'll think about it çoğu zaman hayır |
| Akış kelimeleri | Well, So, Anyway, I mean, you know: yalnız konuşmada |
| Bağlam | kişi + yer + isteğin büyüklüğü → basamak |
| E-posta | Dear Mr. + soyad, I'm writing to…, Could you…?, Kind regards |