Bu blokta Türkçe konuşanların en sık karıştırdığı altı fiil çiftini gördün. Hepsinde birkaç kısa soru işe yarar: kime, nereye, kim veriyor, niyetle mi?
1Dört soru
- Fiilin arkasında kişi mi var, söz mü? Kişi doğrudan geliyorsa tell, söz geliyorsa say: Tell me. Say hello.
- Yön nereye? Konuşana ya da dinleyene doğruysa bring ve come; başka bir yere take ve go.
- Kim veriyor, kim alıyor? Veren lend, alan borrow.
- Niyet var mı? Niyetsiz see ve hear; niyetli look at, watch ve listen to.
2Bir sahne, altı çift
- A: Can I come in?A: İçeri gelebilir miyim?
- B: Sure. Did you bring my book?B: Tabii. Kitabımı getirdin mi?
- A: Yes. Thanks for lending it to me.A: Evet. Ödünç verdiğin için teşekkürler.
- B: Did you hear the news? Ali told me he's moving to Berlin.B: Haberi duydun mu? Ali bana Berlin'e taşınacağını söyledi.
- A: Really? What did he say about his new job?A: Gerçekten mi? Yeni işi hakkında ne dedi?
- B: Listen, are you coming
Her satırda bir seçim var. Kitap B'ye doğru geliyor: bring. Ali kişiyi doğrudan alıyor: told me; söylenen sözün kendisi soruluyor: say. A arabayı alıyor: borrow; araba buradan uzağa gidiyor: take.
3Onar: her satırda iki hata
✗Tell hello to Ali and say me his number.
✓Say hello to Ali and tell me his number.
Söz say; kişi doğrudan geliyorsa tell.
✗Can you borrow me a pen? Take it here, please.
✓Can you lend me a pen? Bring it here, please.
Veren lend; buraya doğru bring.
✗Come to here and look this photo.
✓Come here
4Hepsi tek tabloda
| Çift | Fark | Örnek |
|---|---|---|
| say / tell | söz / kişi | Say hello. Tell me. |
| bring / take | buraya / oraya | Bring me the book. Take this to Ali. |
| lend / borrow | veren / alan | Can you lend me…? Can I borrow…? |
| come / go | yakına / uzağa | I'm coming. Let's go. |
| see / look / watch | niyetsiz / kısa / uzun | I saw it. Look at this. Watch TV. |
| hear / listen | niyetsiz / niyetli | I heard it. Listen to me. |