Toplantı iptal olmuş, kimse sana söylememiş, sen de ta ofise kadar gitmişsin. İngilizce sitem böyle başlar: You should have told me. Cevap da aynı kalıpla gelir: I know, I should have.
1Sohbet
- A: Why didn't you tell me the meeting was canceled?A: Toplantının iptal olduğunu neden bana söylemedin?
- B: I thought you knew.B: Bildiğini sanıyordum.
- A: I drove all the way to the office. You should have told me.A: Ta ofise kadar gittim. Bana söylemeliydin.
- B: You're right. I should have. I'm sorry.B: Haklısın. Söylemeliydim. Kusura bakma.
- A: You could have at least texted.A: Hiç değilse bir mesaj atabilirdin.
- B: I know. It won't happen again.B: Biliyorum. Bir daha olmayacak.
Sitem eden You should have… der; kabul eden aynı kalıbı kendine çevirir ve fiili atar: I should have.
2Kalıplar
Kısa cevapta have kalır; I should tek başına geçmişi anlatmaz. Türkçe kabulü "haklısın" ile yapar; İngilizce yapılmayan işi aynen tekrar eder.
3Bir başka sahne
- A: Where's the rest of the cake?A: Pastanın geri kalanı nerede?
- B: I ate it.B: Yedim.
- A: You shouldn't have eaten all of it. It was for the guests.A: Hepsini yememeliydin. Misafirler içindi.
- B: I know, I shouldn't have. I'll buy another one.B: Biliyorum, yememeliydim. Bir tane daha alırım.
4Sıra sana
Siteme uygun cevabı ver, sonra altındaki cevaplara bak.
- You should have called me. (Kabul et.)
- You shouldn't have told her. (Kabul et.)
- You should have come earlier. (Savun: trafik vardı.)
Cevaplar: You're right, I should have. · I know, I shouldn't have. · I couldn't. There was a lot of traffic.