Kaçırılan bir parti, yanlış otobüs, söylenmemiş bir söz. Pişmanlık konuşması İngilizcede neredeyse hep aynı kalıpla kurulur: If I'd known, I'd have come.
1Sohbet
- A: Why didn't you come to Ali's party on Saturday?A: Cumartesi Ali'nin partisine neden gelmedin?
- B: I didn't know about it. If I'd known, I'd have come.B: Haberim yoktu. Bilseydim gelirdim.
- A: Really? I sent you a message on Friday.A: Sahi mi? Cuma günü sana mesaj attım.
- B: I didn't see it. If you'd called me, I would have answered.B: Görmedim. Beni arasaydın açardım.
- A: Sorry. I didn't think of that.A: Kusura bakma. Aklıma gelmedi.
- B: It's not your fault. How was it?B: Senin suçun değil. Nasıldı?
- A: Great. You'd have loved
Konuşmada kalıp hep kısalır: If I'd known, I'd have come. İlk 'd had (arkasında üçüncü hâl), ikincisi would (arkasında have).
2Kalıplar
Türkçe teselliyi çoğu zaman "boş ver" ile yapar; İngilizce "senin suçun değil" der.
3Bir başka sahne
- A: We missed the train by two minutes.A: Treni iki dakikayla kaçırdık.
- B: If we'd left the house earlier, we wouldn't have missed it.B: Evden daha erken çıksaydık kaçırmazdık.
- A: Well, if you hadn't stopped for coffee…A: Eh, sen kahve için durmasaydın…
- B: Don't be so hard on me. We couldn't have known about the traffic.B: Bana bu kadar yüklenme. Trafiği bilemezdik.
4Sıra sana
Pişmanlıkları kısaltmalarla söyle, sonra altındaki cevaplara bak.
- Adresi bilseydim seni alırdım.
- Daha çok çalışsaydım sınavı geçerdim.
- Bana söyleseydin yardım edebilirdim.
- Yağmur yağmasaydı maça giderdik.
Cevaplar: If I'd known the address, I'd have picked you up. · If I'd studied harder, I'd have passed the exam. · If you'd told me, I could have helped. · If it hadn't rained, we'd have gone to the game.