"Dün gece dışarı çıkmama izin verilmedi." Türkçe bunu tek fiille söyler. İngilizcede izin, özellikle geçmişte ve gelecekte, be allowed to ile söylenir: I wasn't allowed to go out last night.
1Kalıp: be + allowed to + fiil
allowed hiç değişmez. Zamanı ve kişiyi önündeki am, is, are, was, were ya da will be taşır.
2can'in eksik kaldığı yerler
can bugünkü izni rahatça söyler: Can I sit here? Ama "dün izin verilmedi" demek istediğinde can yetmez: belirli bir geçmiş olayda was allowed to gelir. İleride geçerli olacak bir kural için de will be allowed to kurarsın; will can diye bir şey yoktur.
3Kurallar ve tabelalar: not allowed
Bir yerin kuralını anlatırken iki doğal yol var: kişiyle başla ya da yasak olan şeyle başla. İkincisinde allowed'dan sonra to gelmez.
- You aren't allowed to smoke here.Burada sigara içmen yasak.
- Smoking isn't allowed here.Burada sigara içmek yasak.
- Dogs aren't allowed in the shop.Mağazaya köpek girmesi yasak.
Türkçe "Burada sigara içmek yasak" der. Bunu kelime kelime çevirince It is not allowed to smoke here çıkar; İngilizcede bu kalıp yoktur.
4Soru: Am I allowed to…?
Soru, am, is, are sorusu gibi kurulur: be başa geçer. Bir kuralı kibarca sormanın en açık yoludur.
- Are we allowed to park here?Buraya park edebilir miyiz?
- Is she allowed to bring her dog?Köpeğini getirebilir mi?
- Were you allowed to stay up late as a child?Çocukken geç yatmana izin verilir miydi?