Bu blokta Türkçenin tek -meli ekini İngilizcede üç kelimeye ayırdın ve olumsuzda dört ayrı anlam gördün. Bu sayfada hepsi aynı akşamın içinde karşına çıkacak.
1Karar sırası
- Olumsuz mu? Yasaksa mustn't, gerek yoksa don't have to ya da don't need to, tavsiyeyse shouldn't.
- Geçmiş ya da gelecek mi? had to, will have to; must bu zamanlara girmez.
- Soru mu? Should I…? ama Do I have to…?
- Olumlu ve şimdi mi? Tavsiye should, şart ya da kural must, dıştan gelen zorunluluk have to.
2Bir akşam
- A: I have to be at the office at eight tomorrow.A: Yarın sekizde ofiste olmak zorundayım.
- B: Then you should go to bed early. Do you have to wear a suit?B: O zaman erken yatmalısın. Takım elbise giymek zorunda mısın?
- A: No, I don't have to. But I must finish my report tonight.A: Hayır, değilim. Ama raporumu bu akşam bitirmeliyim.
- B: You shouldn't work so late. And you mustn't forget your ID card.B: Bu kadar geç çalışmamalısın. Bir de kimlik kartını unutmamalısın.
- A: Right. Last week I had to wait an hour at the door.
Her satırda bir seçim var: ofis saati dıştan (have to), erken yatmak tavsiye (should), rapor A'nın kendi şartı (must), kimliği unutmak yasak (mustn't), geçen hafta geçmiş (had to), uyandırma teklifi "-eyim mi?" (Should I…?).
3Onar: her satırda iki hata
4Hepsi tek tabloda
| Kelime | Ton | Olumsuz | Olumsuzun anlamı |
|---|---|---|---|
| should | Tavsiye | shouldn't | Yapmasan iyi olur |
| must | Şart, kural | mustn't | Yasak |
| have to | Dıştan zorunluluk | don't have to | Gerek yok |
should ve must yardımcıdır: soruyu ve olumsuzu kendileri kurar. have to ve need to fiil gibi davranır: do, does, did ister.