"O kadar şeker yememelisin." Bir yasak değil, bir tavsiye: You shouldn't eat so much sugar.
1-memeli: shouldn't
shouldn't uyarır ama yasaklamaz: karşındaki yine de yapabilir. Kesin yasaklar için daha sert bir kalıp var; onu sonraki derslerde göreceksin.
2Yap mı, yapma mı?
| should: yapsan iyi olur | shouldn't: yapmasan iyi olur |
|---|---|
| You should rest. | You shouldn't work so much. |
| He should take a taxi. | He shouldn't drive tonight. |
| You should tell her. | You shouldn't tell anyone. |
İki sütun aynı tonda konuşur; ikisi de bir tavsiye. Biri yap der, öbürü yapma.
3"Bence yapmamalısın"
İngilizce olumsuz bir tavsiyeyi yumuşatırken olumsuzluğu çoğu zaman think'e taşır. I think you shouldn't… da doğrudur, ama I don't think you should… daha doğal ve daha kibar durur.
4Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Bu kadar çok çalışmamalısın.
- Geç kalmamalıyız.
- (Bir kadın için) Bence ona söylememelisin. (yumuşak)
- Bir tatlı daha yememeliyim.
Cevaplar: You shouldn't work so much. · We shouldn't be late. · I don't think you should tell her. · I shouldn't have another dessert.