İkisi de "yapmalıyım" der: I must go. I have to go. Olumlu, şimdiki bir cümlede çoğu zaman ikisi de doğrudur; fark birkaç yerde kesinleşir.
1Olumlu cümlede: bir eğilim
Bu eğilim İngiliz İngilizcesinde daha belirgindir; Amerikan İngilizcesinde konuşmada neredeyse her zorunluluk have to ile söylenir. Emin olmadığında have to seç; her yerde doğal durur.
2Kesin olan üç yer
| Yer | must | have to |
|---|---|---|
| Geçmiş | Yok | I had to work last Sunday. |
| Gelecek | Yok | You'll have to wait. |
| Olumsuz | mustn't: yasak | don't have to: gerek yok |
must'ın geçmişi ve geleceği yoktur; will'den sonra da gelemez. Olumsuzları ise bambaşka şeyler söyler: You mustn't pay here (burada ödeme yapmamalısın) ile You don't have to pay (ödemek zorunda değilsin).
3Sıra sana
Önce kendin kur, sonra altındaki cevaplara bak.
- Dün erken kalkmak zorunda kaldım.
- Yarın çalışmak zorunda kalacağım.
- Ücretsiz; ödemek zorunda değilsin.
- Burada koşmamalısın. (yasak)
Cevaplar: I had to get up early yesterday. · I'll have to work tomorrow. · It's free; you don't have to pay. · You mustn't run here.