"Vaktim olursa yardım ederim." "Vaktim olsa yardım ederdim." İki cümle bir ek farkıyla ayrılıyor ve iki ayrı dünyayı anlatıyor; İngilizcede fark bir zaman kaymasıdır.
1İki kalıp
| Gerçek: olabilir | Hayal: olmuyor |
|---|---|
| If I have time, I'll help you. | If I had time, I'd help you. |
| If it rains, we'll stay in. | If it rained, we'd stay in. |
| If she calls, I'll tell her. | If she called, I'd tell her. |
Türkçe de bu ayrımı yapar: "olursa ederim" ile "olsa ederdim". İki kalıp karışmaz: if parçası present ise sonuç will, past ise would.
2Bağlama göre karar
Aynı olayı iki kişi farklı görebilir: If I win the lottery, I'll buy a house diyen kazanmayı ciddi bir ihtimal sayıyor, If I won…, I'd buy… diyen hayal kuruyor.
3Sıra sana
Bağlamı oku; gerçekse present + will, hayalse past + would.
- Belki yarın erken çıkarım. Erken çıkarsam seni ararım.
- Arabam yok. Arabam olsa seni götürürdüm.
- Sınav gelecek hafta. Çalışırsan geçersin.
- Çok uzakta yaşıyor. Yakında yaşasa daha sık görüşürdük.
Cevaplar: If I leave early, I'll call you. · If I had a car, I'd take you. · If you study, you'll pass. · If she lived nearby, we'd see each other more often.